Uzungöl: Ülke turizmine ve bölgenin tanınmasına önemli katkı sağlayan yaz kış ulaşımının sağlandığı, stresten ve şehir gürültüsünden ve hava kirliliğinden uzak, gönlünüzce eğlenip doğanın tadına varabileceğiniz ender güzelliklerden olan Uzungöl’ü görmeden,

Sumela Manastırı: Trabzon’a veya komşu illere geldiyseniz, yaz mevsimi yemyeşil çam ormanlarının temiz havasıyla başka güzel kışı ise bembeyaz bir görüntüye bürünen çam ağaçlarının arasında Sümela Manastırını kar altında görmeden ve ziyaret etmeden,

Sera Gölü: Uzungöl’e alternatif turizm sit alanı olarak düzenlenen sera gölü dağ yamacının kayarak vadinin önünü kesmesiyle oluşmuş doğal bir göldür. Sahile 1,5 km, Trabzon’a 12 km olan gölün etrafında kamp ve yeme içme tesisleri mevcuttur. Şehir gürültüsünden uzak doğa ile başbaşa eşsiz manzarası eşliğinde zamanınızı geçireceğiniz Sera gölünü gezip görmeden,

Ayasofya Müzesi: Selçuklu, Bizans ve Gürcü mimarilerinin ortak özelliklerini bir arada barındıran 13. yüzyıldan günümüze kadar değişikliğe uğramadan ulaşan Ayasofya Müzesini gezip görmeden,

Trabzon Kalesi: Yörenin en iyi korunmuş, denizden tepelere kadar uzanan Trabzon Kalesini gezmeden,

Atatürk Köşkü: Şehrin 7 km güney-batısında Soğuksu mevkiinde 19.yüzyıl sivil mimari örneklerinden olan ve Trabzon halkının Atatürk’e bir hediyesi olan Atatürk Köşkünü ziyaret etmeden,

Trabzon Müzesi: (Arkeoloji ve Etnografya) 20. yüzyılın başlarında yapılmış ve çok önemli sanatsal özelliklere sahip olan tarihi konak, iki bölümden oluşmaktadır. Arkeolojik ve Etnografik eserleri ve binanın mimari özelliklerini ve iç süslemelerini görmeden,

Boztepe: Semaverinizin dumanı tüterken, çayınızda demlenirken, Trabzon’un genel görünüşünü, Karadeniz’i ve günbatımını hepsini birden seyretmek için Boztepe’yi çıkıp görmeden,

Çal Mağarası: Bölgemiz mağara turizmi açısından incelendiğinde zengin bir yapıya sahiptir. Özelliklede keşfedilen ve turizm hizmetine sunulanlar arsında büyüklük ve içerisindeki sarkıtı, dikiti, kendiliğinden oluşmuş çeşitli ilginç şekilleriyle, şelaleleri ve havuzcukları ile ilimiz merkeze 55 km uzaklıkta bulunan Türkiyenin en uzun mağaralarından olan Çal Mağarasını görmeden,

Tarihi Yerler: Han, Hamam, Tarihi Köprü İlimizdeki şehirleşmenin Roma dönemi öncesinden başlayıp Roma-Bizans dönemi ile devam eden ve Osmanlının Trabzon’u fethiyle önemli bir ticaret merkezi haline gelen şehrin Osmanlı dönemi camileri, han, hamam, tarihi köprü ve su kemerleri ile birlikte kentin her zaman vilayet merkezi olmuş tarihi Ortahisar Mahallesini ve Trabzon Evlerini gezip görmeden,

Cephanelik: İreni ve Fatih kulesi olarak bilinen yapının Yıldız Sarayı albümlerindeki resminin altında Hicri 1305 yılında yaptırıldığı yazılıdır. Kapısı üzerinde II.Abdülhamit tuğrası ve kitabe de bunu doğrular. Cephaneliğin 1887 yılında yaptırıldığı kesin olarak anlaşılmaktadır. Osmanlılar döneminde Cephanelik olarak askeri hizmetler alanında kullanılan Günümüzde Trabzonlu iş adamı İbrahim Öztürk tarafından hazineden kiralanarak turizme hizmet vermek üzere onarılmış ve günümüzde restaurant/cafe haline getirilerek hizmet vermektedir. Cephanelikte bir sabah kahvaltısı veya güzel bir Trabzon akşamında yöresel lezzetleri tatmadan,

Yayla Şenliklerini, Festivalleri: Karadeniz halkının geleneklerine bağlılığının önemli göstergelerinden olan Yayla Göçleri ve akabinde ulusal ve uluslararası bir düzeye ulaşan Yayla Şenlikleri, bahar ayı ile birlikte başlayıp (Mayıs-Ekim arası)  kış mevsiminin yaklaşmasıyla sona erer. Yayla şenliklerini, festivalleri, festivallerde kurulan dev horon halkalarını ve oksijen deposu olan yaylalarımızı görmeden,

Yöresel Yemekleri: Sümela Manastırı gezisi sonrası yol güzergahında bulunan ve diğer yerlerdeki  lokantalarda, yöresel yemeklerinden kara lahana dolması, kaygana, mısır ekmeğini, Trabzon ekmeğini, Tereyağında alabalığı, Hamsiköy’de Hamsiköy Sütlacını, Akçaabat Köftesini, Trabzon tereyağı ve peynirinden yapılan meşhur Kuymağı, ve adlarını saymakla bitiremeyeceğimiz yöreye özgü yemekleri yemeden,

Trabzon’dan gitmeyin…