Ana sayfa Turizm Trabzon’un Tarihi ve Turistik Yerleri

Trabzon’un Tarihi ve Turistik Yerleri

2835
0

Trabzon'da Ulaşım

Bu yazımızda sizlere Trabzon’un gezilmeye değer gerek doğal güzellikleri, gerek tarihi ve kültürel mirası olan yapılarını anlatacağız. Anlatacağımız yerlere ait foğraflar, ulaşım bilgileri, ziyaret sonrası dinlenme-yemek gibi ihtiyaçlarınızı karşılayacağınız yer bilgileri, konaklama imkanları, yer yer otel konaklama ücretleri, ziyaret saatleri vb. bilgilere yer vereceğiz. Eksik gördüğünüz veya merak ettiğiniz konuları yazımızın altında bulunan yorum kısmından bize iletmenizi istiyoruz.

1. SÜMELA MANASTIRI

Sümela Manastırı - Trabzon

Trabzon’un Maçka ilçesinin 17 km. güneyinde Altındere Vadisi’nde, Meryemana (Panagia) deresinin batı yanında, Mela Dağı’nın deniz seviyesinden 1150 metre yüksekliğindeki kayaları oyarak ve doğal mağaralardanda faydalanılarak inşa edilen yapı Rum manastır ve kilise kompleksi olup, tam adı Panagia Sumela veya Theotokos Sumela`dır. Tam olarak yapım tarihi bilinmese de M.S. 365-395 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır. Rivayetlere göre aynı gece iki rahip rüyalarında, Sümela Manastırı’nın bulunduğu yerde Hz. İsa ve Hz. Meryem’i görmüş ve gördükleri yere manastırı inşa etmişlerdir. Sümela Manastırı, mimarisi, doğası ve muhteşem manzarasıyla Trabzon’da mutlaka görülmesi gereken turistik yerlerin başında gelmektedir.

Yapı doğa bakımından oldukça zor yerlere yapılmıştır.  Sümela Manastırı‘na ulaşım için iki alternatif mevcuttur; birincisi dağın eteklerinde dere kenarında bulunan tesislerin içinden geçerek 1km civarında bir yolu tırmanarak 30-45 dakika gibi bir sürede ulaşabilirsiniz. İkinci olarak araç ile dağın eteklerindeki tesislerden devam eden yolu takip ederek Sümela Manastırı ile dağın aynı seviyesinde yeni yapılmış yoldan 200-300 metre mesafeye kadar gelen yola kadar araçla giderek devamında yorucu olmayan düz patika bir yoldan 10 dakikada ulaşabilirsiniz. Her iki yol da manastıra 100 metre mesafe kala mesafede birleşir. Uzun ve geniş merdivenler çıkıldıktan sonra manastıra ulaşılır.

Sümela Manastırı dağdan kopan kayaların oluşturduğu tehlikenin giderilmesi adına yapılan çalışmalar nedeniyle 2019 Mayıs ayında sadece giriş bölümü ziyarete açıldı. Sümela Manastırı’nın büyük bölümü kapalı olmasına rağmen etraftaki ormanlık alanda dolaşarak dolaşarak doğa fotoğrafları çekebilir, temiz hava ve bol oksijenin keyfini çıkarabilirsiniz. 2020 Ağustos ayında 2. etap ziyarete açıldı.

2. TRABZON KALESİ

Trabzon Kalesi

Trabzon Kalesi şehrin merkezinde, günümüzde en rahat ulaşabilen eserlerin başında gelmektedir. Denizden gelebilecek olan saldırıları önlemek amacıyla inşa edilmiştir. Bir tarafı deniz, bir tarafı yeşilliklerle çevrili olan kale, Trabzon’un gezilmesi gereken en turistik yerlerinden sadece biri. Trabzon Kalesinin bu bölümü İmparator Aleksios II zamanında (1287–1330) yapılmıştır. Ancak Aşağı Hisar’daki Moloz Tabyası’nın kapısı üzerinde Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığını belirten bir tuğra ile kitabe bulunmaktadır. Deniz kıyısından başlayarak şehrin arkasındaki tepelere kadar uzanan Trabzon kalesi, Bizans Çağı’na ait eski temeller üzerinde yükselmiştir. Yukarı Hisar, Orta Hisar ve Aşağı Hisar olmak üzere üç ayrı bölümden meydana gelen kale, eski anıtlardan toplanan taşlardan yapılmıştır. Ne var ki 21. yüzyılın başlarında aynı kalenin taşları bu kez yeni binaların yapımında kullanılmıştır. Kentsel dönüşüm programı kapsamında etrafı büyük ölçüde binalardan temizlenerek yeşil alana dönüştürülmüştür.

Evliya Çelebi Trabzon Kalesi’nden şöyle söz etmiştir: “Dağ tarafında cehennem kuyusuna benzer bir derin hendeği vardır ki yetmiş yedi adam girer. Safi kesme kayadır. İçinde camii, muhafazacı evleri, mahzenleri, cebehâneleri vardır.”

Bazı eski kaynaklarda hipodrom kalıntıları, kule, hamam ve saray gibi yapıların burada var olduğundan söz edilmiştir. Saray diye tanımlanan yapının kalıntılarından kesme taştan, kare plânlı olduğu anlaşılmaktadır. Büyük bir rastlantıyla İmparator Iustinianus zamanında yaptırılan bölümlerde surlar yuvarlak görünümler vererek devam etmişlerdir. Çeşitli devirlerde değişikliklere uğrayan iç kale, diğer hisarlardan daha yüksek olup, güneydeki iki katlı kalın bir sur ve kulelerle daha da sağlamlaştırılmıştır. İç kalenin doğusu, Kuzgundere’ye bakan yamaçları yine surlarla korunmuştur. Moloz ve blok taşlardan oluşan bu bölümlerde yer yer insan kabartmalarına da rastlanmıştır. Trabzon Müzesi’nde bulunan Osmanlı dönemine tarihlendirilen bazı kitabeler de sur duvarları arasında bulunmuştur.

Trabzon Kalesi‘ne ulaşım için şehir merkezinden Bahçecik – Toki dolmuşlarına binerek yaklaşık 5 dakikalık bir yolculuk ile ulaşmanız mümkün. Giriş için herhangi bir ücret ödemenize gerek yoktur.

3. VAZELON MANASTIRI

Vazelon Manastırı Trabzon’un Maçka ilçesine 14 km uzaklıkta Gümüşhane karayolu üzerinde Kiremitli Köyü’nün çam ormanları arasında yer almaktadır. Manastırın ilk kurucusu ve yapım tarihi bilinmemektedir. Yapının, Vazelon ismini kurulmuş olduğu Zabulon Dağı’ndan aldığı görüşü kuvvetli ihtimal olarak öne çıkmaktadır. Manastır ıssız, sakin yerde seçilmesi, ona daha kutsal bir hava verilmek istenilmesindendir. (Bu gibi yapıların Trabzon ve çevresinde, evvelce Hıristiyan Halk tarafından içinde kutsal bir suyun bulunduğu “Ayazma” etrafında yahut yakınında kurulması önemli etkenlerden birisi olmuştur).

Vazelon Manastırı - Maçka / TRABZON

Vazelon Manastırı, Yahya Peygamber’e adanmıştır. Fakat ilk kuruluşu ile bugüne kadar çeşitli değişiklikler geçirdiği kesindir. 527 – 565 yılları arasında Justinyen tarafından restore ettirilmiştir. 644 yılının Şubat ayında hücreler tamamen tamir edilip, kütüphanesi zenginleştirilmiştir. 702 yılı ile onu izleyen yıllar içinde esaslı şekilde yenilenmiştir.

Vazelon Manastırı’na Maçka‘yı 14 kilometre geçtikten sonra iki yolla gidilmektedir. Birinci yol; Kiremitli kahvelerinden yaklaşık 500m sonra sağa ayrılan, yeni yapılmış stabilizedir. Diğeri ise; Kiremitli köyünden vadiye inip, vadiden 2,5-3 saatlik yaya gidilmesi gereken yoldur. Fakat bu yol zahmetli ve daha uzun olduğu için tercih edilmez. Birinci yol daha iyi ve güvenilirdir. Manastıra giden yol dik olmasına karşın, çam ormanlarının içinden geçip, güzel çiçek kokularını teneffüs ederek bakir manzarayı görünce, bu zahmete gerçekten değdiğini anlayacaksınız. Yolun sonunda manastır binası karşıdan bütün ihtişamıyla gözükür ve yorgunluğunuzu alır.

Vazelon Manastırı için günü birlik turlar, istek doğrultusunda özel turlar ve gurup gezileri acentalar tarafından düzenlenmektedir. Ayrıca Trabzon’dan kalkan Maçka minibüs durağı günü birlik turlar düzenlenmektedir. Çömlekçi ve Maçka’dan Sümela Manastırı da çok rahat bir şekilde ulaşıp ziyaret edilebilir. Giriş ücreti bulunmamaktadır.

4. UZUNGÖL

Uzungöl

1989 yılında Tabiat Parkı, 2004 yılında Özel Çevre ilan edilen Uzungöl, Doğu Karadeniz Turizmi kapsamında en çok ziyaretçi alan merkezlerin başında geliyor. Doğu Karadeniz Turları’nda adı mutlaka geçen Uzungöl, Haldizen Deresi’nin vadisinde meydana gelen heyelan sonucu dere yatağının kayalarla kapanmasıyla oluşmuştur. Soğanlı Dağları’nın eteğinde, denizden 1100 metre yükseklikteki bu göl, her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlamakta.

1000 metre boyunda, 500 metre genişliğindeki gölün derinliği yaklaşık 15 metredir. Yaz tatillerini deniz kenarında geçirmek istemeyenler için serin bir alternatif sunan Uzungöl, kışın da misafir ağırlayabilmesi için AB hibe projeleri kapsamında tesislerde kapasite artırımı ve tadilatlar yapılmaktadır. Yılın ortalama 5 ayı karla kaplanan bu bölge kış tatili severlerin de tercihi haline geldi. Kış mevsimlerinde karla kaplı orman manzarası ve şömine başında muhteşem kar tatili yapmak isteyenler için kış aylarında da hizmet veren işletme sayıları her geçen gün artmaktadır. Karlar altındaki dik yamaçları ve yeşilin beyazla mükemmel uyumunu görmek; temiz havada, karlar arasında yürüyüş yapmak ve şömine başında güzel bir akşam geçirmek isteyenler için Doğu Karadeniz’in incisi Uzungöl her mevsim ziyaretçilerine açık.

Nisan – Mayıs aylarında yaz mevsimi turizm sezonunu açan Uzungöl, yaklaşık 7 ay sürecek olan sezon boyunca Türkiye’nin ve Dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerine doğanın kendisine verdiği zenginlikleri cömertçe sunmaktadır. Nisan – Eylül ayları arasındaki yaz sezonu Uzungöl‘ün en çok rağbet gördüğü dönem. Temiz suları, oksijeni bol havası, tesislerde bulunan havuzlarda yetiştirilen alabalığı, yöresel kahvaltıları ve insanın içini huzurla dolduran yemyeşil doğası Uzungöl’ü Doğu Karadeniz‘in turizm merkezi haline gelmesinde en önemli zenginliklerinden sadece bir kaçı.

Uzungöl’ü ziyaret ücretsizdir. Milli Parklar bünyesinde bulunmasına rağmen göl kenarında bulunan ücretli otopark haricinde herhangi bir ücret söz konusu değildir.

5. AYASOFYA CAMİİ (MÜZESİ)

Trabzon Ayasofya Camii

İstanbul’un Latinler tarafından işgal edilmesinden sonra kaçan ve Trabzon’da 1204 yılında Trabzon imparatorluğunu kuran Komnenos Ailesinden Kral I. Manuel (1238 – 1263) tarafından 1250 – 1260 yılları arasında yaptırılan ve bir manastır kilisesi olan Ayasofya adı “Kutsal Bilgelik” anlamına gelir. Fatih Sultan Mehmed’in 1461 yılında Trabzon‘u fethinden sonra da kilise olarak kullanılan yapı 1584 yılında sultanın emriyle Kürd Ali Bey adlı bir ayân tarafından bir minber ve müezzin mahfili eklenerek camiye dönüştürülmüştür. Uzun süre ibadete kapalı olan yapı 1865’de Müslüman cemaatin topladığı 95.000 kuruş ile Rum ustalar tarafından onarıldıktan sonra yeniden camiye dönüştürülmüşse de I. Dünya Savaşı sırasında Trabzon’u işgal eden Rus ordusu tarafından depo ve askeri hastane olarak kullanılmıştır. Savaş sonrasında 1960 yılında dek cami olarak kullanılan yapının freskleri 957-62 yılları arasında Edinburgh Üniversitesi’nden Russell Trust tarafından temizlendikten sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek 1964 yılında müze haline getirilmiştir. Her yıl onbinlerce turist tarafından ziyaret edilen yapı Vakıflar Trabzon Bölge Müdürlüğü tarafından camiye dönüştürülmekte, imam atanması yapılarak 28 Haziran 2013 Cuma günü vakit namazının kılınmasıyla, 52 yıl sonra yeniden Müslümanların ibadetine açılmıştır.

Ayrıca Ayasofya Camii yanında bulunan çay bahçesinde bulunan serender, Of İlçesi Yukarı Kışlacık Köyü’nden bağış yoluyla alınmış, parçaların numaralanıp sökülerek 85 yaşındaki bir serender ustasının nezaretinde yeniden kurulmuştur. “Serendi” ve “tekir” gibi adlarla da anılan taşınabilir özellikteki bu yapı tahıl kurutmak ve saklamak için planlanmış olup Doğu Karadeniz Halk Mimarisi içinde çok özel bir yere sahiptir.

Trabzon Ayasofya Kavşağı

Şehir merkezinin batısında, yaklaşık 10 dakika mesafede bulunan Ayasofya Camii’ne (Manastır) sahil yolunu izleyerek ulaşmanız mümkün. Bu bölgeye toplu ulaşımı tercih ederek gitmek isterseniz şehir içi Fatih ve Ayasofya dolmuşlarıyla veya yine aynı güzergaha sefer düzenleyen Fatih ve Beşirli hattındaki Trabzon Büyükşehir Otobüs Seferleri ile gitmeniz de mümkündür.

Ayasofya Camii yanında bulunan yöresel kahvaltı veren işletmelerde sabah kahvaltınızı yapabilirsiniz. Ayrıca Trabzon’a özgü el işlemeli hediyelik kazaziye eşyalar alabileceğiniz hediyelik eşya dükkanlarına da çevresinde bolca rastlamanız mümkündür.

Ayasofya Manastırı iken giriş ücretli olmasına rağmen Ayasofya Camii olduktan sonra giriş ücreti kaldırılmıştır.

6. BEDESTEN

Tarihi Bedesten Çarşısı - Trabzon

Bedesten Osmanlı döneminin kapalı çarşıları olarak bilinir. Trabzon’da şehir merkezinde yer alan ve şehrin en eski yapılarından bir olan Bedesten, el sanatları, takı tasarımı, bakırcılık, otantik kafe, giysi ve yöresel yemeklere kadar 14 farklı iş yerini bünyesinde barındırmaktadır. Yavuz Sultan Selim’in annesi Gülbahar Hatun vakıfları arasında yer alan bedesten Türk Bedestenleri içerisinde tek kubbeliye tek örnektir.

Bedesten, Osmanlıcaya Farsçadan giren bir kelimeyi ifade ediyor. Asıl kökü “Bedestan” olan kelime, kıymetli ve değerli kumaşların sergilendiği, mücevher ve emsali ürünlerin alım satım işlerinin yapıldığı merkezlere verilen isimdi. Osmanlıda da anlamıyla muttasıf olarak, kumaş, mücevher, çeşitli kıymetli eşyaların alım satım yerlerine verilen isim olarak lügatteki yerini almıştır.

Trabzon merkezinde yer alan Bedesten, Çarşı mahallesi sınırları içerisinde kalmaktadır. Yapım tarihi konusunda kesin bir bilgi olmasa da, 11.yy’da inşa edilen Ceneviz yapısı olduğu ve Osmanlının Trabzon ilini fetih etmesiyle Bedesten haline getirildiği şeklinde bilgiler elimizde mevcuttur. Yapının ilk olarak 1512 yılında Sultan Selim’in annesi, Gülbahar Hatun tarafından yazılan imaret listesinde ilk defa Trabzon Bedesten hakkında bilgi geçtiğini yazar. Bu nedenle yapının 1461-1512 yılları arasında yapılmış olacağını ifade eder.

Düzenli 28 cm’lik taşlardan meydana gelen Bedesten, kare planlı yapılandırılmıştır. Ayrıca 4 fil ayağı üzerine oturtularak, mimari estetik kazandırılmıştır. Fil ayaklarında dikkat çeken delikler, kat arası demirleri içerir. Ahşap kısım ise, bu deliklerin üzerine oturtulmuştur. Her yerde kapıya sahip olan bedesten,48 odadan meydana geliyor. Üst katta yer alan odalar, tüccarların günümüz ofislerini ifade ederken, alttaki odalar da, mal alım satım işlerinin gerçekleştiği dükkanları ifade ediyor.

Bedesten halka açık bir alan. İçerisinde güzel vakit geçirebileceğiniz mekanlar bulunuyor. Ayrıca yöresel lezzetleri tatmak için restoranların bulunduğu bir mekan. Bugün çarşının içerisinde Osmanlı tarihinde olduğu gibi, kıymetli eşyalar satan tüccarlar bulunmaktadır. Çeşitli restoranların da bulunduğu alanda, Trabzon ilinin geleneksel lezzetlerini tadabilirsiniz. Osmanlı sanatının önemli bir eseri olan Bedesten, üst katlarında tüccarların ofis olarak kullandıkları yerleri, Osmanlı kahvehane kültürüne uygun kafelere bırakmış. Burada dinlenmek için bir kahve içmeniz, gününüzün ve gezintinizin içerisinde yapacağınız en iyi aktiviteden birisi olabilir. Sabah saat 10:00 gibi açılan Bedesten, akşamları saat 23:00 sularında kapanmaktadır.

Trabzon merkezde bulunan Bedesten, kolay ulaşabilirliğiyle sizleri fazla zahmete sokmayacak derecede yakın. Arabası olanlar için park problemi yaşamamak adına sahilde Pazarkapı Mahallesi civarında araçlarını sahilde bir yere bırakarak yaya olarak gitmelerini tavsiye ediyoruz. Aracı olmayanlar içinse şehir içi dolmuşa dahi gerek kalmadan meydan parkından 10 dakikalık yürüyüşle şehrin en kalabalık caddelerinden gezerek Bedesten’e Kemeraltı yolundan olaşabilir.

Giriş için herhangi bir ücret ödemenize gerek yoktur.

7. BOZTEPE

Trabzon - Boztepe'de Semaver Keyfi

Trabzon’da geçecek yorucu bir gezintinin ardından şehre veda etmek için son bir kez Boztepe’ye çıkarak, şehrin özetini seyre dalabilir, müthiş manzara karşısından mükemmel bir noktayla gezinizi sonlandırabilirsiniz. Trabzon’a gezmek için gelenlerin ilk ve son ziyaret ettikleri yer olan Boztepe, manzarası ve havasıyla ziyaretçilerinin aklını ve gönlünü fethetmeyi biliyor. Yapılaşmaya açılmamış ağaçlar arasında kalmış olan tepe, Trabzon’u kuş bakışı seyretmeyi isteyenler için iyi bir mekan.

Boztepe, şehrin üzerine inşa edilen, açık oturma çay bahçesi şeklinde yer alan ve ayrıca içerisinde kapalı çardaklar da bulunan turistik bir yerdir. Trabzon’da yaşayan yöre halkı ve turistlerin vazgeçilmez zevki manzara eşliğinde semaverde çay içmektir. Boztepe’de bulunan çay bahçesinden deniz ve şehir manzarasını seyretmek ayrı bir keyif verir. Trabzon’da hava alanından Akçaabat’a kadar uzanan yerleri gözlemleyebileceğiniz görüş açısına sahiptir. Özellikle Trabzon’un en işlek meydanını buradan çok net görebilir, Büyük Liman, Kızlar Manastırı, Trabzon Barosu, Sahil şeridi, şehir trafiğini ve şehrin büyük bölümünü gözlemleyebilirsiniz.

Eğer masmavi Karadeniz manzarasını ve Trabzon’u tepeden görmek istiyorsanız, mutlaka Boztepe’yi ziyaret etmelisiniz. Boztepe, muhteşem gün batımı manzarasıyla ve temiz havasıyla, sakin ve huzurlu vakit geçirmek isteyenlerin vazgeçilmezidir.

 

8. TRABZON YAYLALARI

Taşköprü Yaylası

Her mevsim ayrı bir manzara sunan Karadeniz’in ağır abisi Trabzon, yemyeşil ormanları ve antik yapılarıyla heyecan verici bir şehir. Denizi, yaylaları ve kiliseleriyle dünyanın en nadide köşelerinden biri. Özellikle yaz ve sonbahar aylarında mis gibi bir havanın hakim olduğu geniş yaylalarında aldığınız her nefesin hakkını vereceksiniz. Doğa yürüyüşü, kuş gözleme, fotoğraf meraklıları için Trabzon, her yönüyle zengin alternatifler sunmaktadır. Son yıllarda Uzungöl ve Sümela Manastırı gibi turizm merkezlerinin yanında yayla turizmi de önemli bir yer edinmiştir. Hatta yayla turizmini geliştirmek adına son yıllarda Hıdırnebi Yaylası’nda ve Kayabaşı Yaylası’nda, 2 adet Yayla Kent inşa edilmiştir.

Hıdırnebi Yaylası deniz seviyesi’nden 1.742 metre yükseklikte yer almaktadır. Buraya en yakın diğer yayla ise 1 kilometre mesafedeki Kuruçam yaylasıdır. Hıdırnebi Tepesi, doğal manzara seyir terası konumundadır. Hıdırnebi Yaylası’nda her sene 20 Temmuz’da başlayıp üç gün süren Hıdırnebi Şenlikleri’nin düzenlenmektedir. Yayla’da konaklamak için pansiyon tipi evler hizmet vermektedir.

1946 metre yükseklikteki Akçaabat-Karadağ Yaylası sahip olduğu olduğu bol oksijen ile akciğer tedavisi görmüş hastaların tatil için tercih ettiği yerdir.

2200 metre yükseklikteki Çatma Obası küçük bir yayla olsa da Mızraklı Su, Şehitler Tepesi, Çıngıraklı Kuyu gibi mitolojiye konu olmuş mekanları bulunmaktadır.

1784 metre yükseklikte yer alan Düzköy (Haçka Obası) Yaylası’nda ise Temmuz ayının üçüncü Cuma günü Kadırga, 14 Ağustos’ta ise Karaabdal şenlikleri yapılmaktadır. Aynı zamanda bu yaylada Haçkalı Baba Türbesi yer almaktadır.

Her yıl temmuz ayının üçüncü cuma günü Kadırga Yaylası’nda Kadırga Şenlikleri kutlanmakta olup, on binlerce kişi katılmaktadır. Bu festivalde halk oyunları gösterileri, yarışmalar, davul zurnalı eğlenceler sırasında tonlarca et, ekmek ve yayık ayranı tüketilir.

Maçka-Kiraz Yaylası’nda temmuz ayının üçüncü cuma günü “Ayeser Şenlikleri” kutlanmaktadır.

Sultanmurat Yaylası ise ilginç bir tarihe sahiptir. 4. Sultan Murat, İran üzerine 1635 tarihinde yapmış olduğu seferden döndüğü sırada Trabzon’a inerken burada cuma namazı kıldırmıştır. Her yıl 20 Ağustos’ta “Yayla Ortası Şenlikleri” kutlanmaktadır. Her yıl 23 Haziran tarihinde ise 1916 yılında Ruslara karşı savaşan ve şehit olan askerleri anmak üzere “Şehitleri Anma Günü” kutlanır.

Trabzon’da yer alan diğer yaylalar ise Araklı-Pazarcık Yaylası, Araklı-Yeşilyurt-Yılantaş Yaylası, Çakırgöl Yaylası, Harmantepe Yaylası, Kulindağı Yaylası, Lapazan Yaylası, Maçka-Mavura Yaylası, Sisdağı Yaylası ve Sazalan Yaylası’dır.

Şolma Yaylası, Maçka
Kim demiş yaylalara ulaşım zordur, mutlaka bir özel araçla çıkılmalı diye? Eğer konumuz Trabzon, yani Karadeniz’in yayla cenneti ise, her türlü imkana sahipsiniz demektir. Şolma Yaylası ise bunun en iyi örneklerinden biri çünkü Maçka ilçesine sadece 22 km mesafede olan bu yaylaya yaz aylarında minibüs seferleri de düzenleniyor. Trabzon’da gezilecek yerlerin başında gelen Şolma Yaylası’nı kaçırmayın deriz.

Lapazan Yaylası, Maçka – Gürgenağaç Köyü
Çadırınızı, uyku tulumunuzu alın ve Lapazan Yaylası’nın bakir doğasına kendinizi bırakın. Serin havası, yemyeşil doğası ve gün boyu sizi yalnız bırakmayan kuş sesleriyle huzurlu bir gün geçirin. Yaylada altyapı hizmetleri yok, ancak buranın her daim sakin kalmasının sırrıda tam bu noktada yatıyor. Dilerseniz kamp yapmak yerine günübirlik bir ziyaret de yapabilirsiniz. Lapazan Yaylası’na ulaşım zor, ancak Trabzon yaylaları arasında ayrıcalıklı bir yere sahip.

Sultan Murat Yaylası, Çaykara
Trabzon’da görülmesi gereken yerler listenizin en başına Sultan Murat Yaylası’nı ekleyin. Çaykara ilçesinden yola çıkıp takip edeceğiniz 25 km’lik bir toprak yolla ulaşılan yayla, muhteşem doğasının yanında, arkasında saklı olan hikayesiyle de meşhur. Rivayete göre İran seferinden dönen 4. Murat, tüm ordusuyla birlikte Cuma namazını burada kılmış ve bu olaydan sonra sultanın ismi verilmiş. Yaylada aynı zamanda bir Osmanlı şehitliği de bulunmakta. Pegasus’un yıl boyu devam eden ekonomik uçak biletleri sayesinde 23 Haziran Şehitleri Anma Günü’nü ve 20 Ağustos Yayla Ortası Şenlikleri’ni de programınıza ekleyin.

Hıdırnebi ve Kuruçam Yaylaları, Akçaabat
Bu yaylaların şenliği bol, manzarası bonkör. Aralarında sadece 1 km mesafe bulunuyor. Etrafını saran ormanlarda türlü türlü yaban hayvanları yaşarken, bir foto safariye çıkmamak olmaz. Oldukça gelişmiş bir altyapısı olan yaylalarda konaklayabileceğiniz bir çok tesis var. Yerel halkın kendi elleriyle yaptıkları ürünler ise tezgahların gözbebeği. 20 Temmuz’da başlayan Hıdırnebi Şenlikleri ise Trabzon’un gurur kaynağı.

Kiraz Yaylası, Maçka
Trabzon’da kayak yapılır mı? Evet, Kiraz Yaylası’nda çim kayağı yapabilirsiniz. Maçka ilçesine geldiniz mi, orada Gürgenağaç Köyü’ne doğru yola çıkın. Yaklaşık 22 km’lik kısa bir yolculuğun ardından aracınızdan indiğinizde ciğerlerinizin açıldığını hissedeceksiniz. Normaldir, çünkü 1850 m yüksekliktesiniz artık. Yaylanın sosyal imkanları tam; elektriği, bakkalı, kasabı, yerel lokantaları ile minik ve sevimli bir yerleşim yeri. Bolca vakit geçirebilirsiniz. Hatta tarih temmuz ayının üçüncü Cuma gününü gösteriyorsa, davullu zurnalı, kemençeli horonlu Ayeser şenliklerinin şen şakrak atmosferine yakalanabilirsiniz. Hazırlıklı olun.

Tarihiyle olduğu kadar doğasıyla da ünlü bir şehir Trabzon. Şehir, birbirinden güzel yaylalarıyla  doğaseverlerin akınına uğramakta. Özellikle  Lapazan Yaylası, Garester Yaylası, Haldizen Yaylası, Şerah Köyü, Şekersu Yaylası, Taşköprü Yaylası, SultanMurat Yaylası bunlardan bir kaçı.

9. ST. ANNA (KÜÇÜK AYVASIL) KİLİSESİ

Şehrin en eski kiliselerinden biri olan Küçük Ayvasıl Kilisesi’nin giriş kapısında bir Bizans kabartması ile 884-885 tarihinde I. Basil zamanına ait onarım kitabesi bulunmaktadır. 7. yüzyılda inşa edilmiş kilise Trabzon’da ayakta kalabilen en eski kiliselerdendir. İçerisinde daha geç dönemlere ait fresk kalıntıları bulunmaktadır.  Yapı, üç nefli ve üç apsisli bir bazilikadır ve yapının içerisinde fresk kalıntıları bulunmaktadır. Kilise şehrin önemli tarihi yapıları arasında yer almaktadır.

Çarşı mahallesinde bulunan bu yapı Trabzon’da ayakta kalabilen nadir kiliselerdendir. 1923 yılına kadar kilise olarak faaliyetini sürdüren Küçük Ayvasıl Kilisesi daha sonra belediye tarafından süt tozu ve incir deposu olarak kullanılmıştır. Ardından kaderine terkedilen kilisede güvenlik bakımından zayıf olması sebebiyle belirsiz bir şekilde yangınlar çıkmış ve kilisenin iç duvarlarının büyük bir bölümü yanmış ve bu duvarlarındaki fresklerin çoğu tahrip olmuştur. Yapı kentin en eski Bizans kilise/erindendir. Giriş kapısı üzerinde bulunan Yunanca kitabesinde 884-885 yıllarında I. Basil zamanında yeniden inşa edildiği yazılıdır. Taştan yapılmış, üç nefli bazilika! planlı kilisenin narteksi olduğu bilinmektedir, ancak günümüzde bir kalıntısı ya da işareti yoktur (Ballance). Nefler iç ve dış mekandan dairesel planlıdır. Kriptası vardır ve Naosta “T” şekilli iki ayak ile iki iyon başlıklı sütun bulunur. 1923 yılına kadar kullanılan kilise onarım görmüştür.

Kilise kent merkezinde kurulmuş olmasına rağmen şu anda harabe vaziyettedir. Bu nedenle de uzun süredir kapısı kilitli ve ziyarete kapalı kalmış, yapılan restorasyon sonrasında 2014 yılında tekrar ziyarete açılmıştır. Kilisenin kapsamlı restorasyon ve röleve çalışması için Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünce, Kültür ve Turizm Müdürlüğünden istenen bilgi ve rapor gönderilmiştir. Küçük Ayvasıl Kilisesi yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekebilecek noktada yer alıyor. Hem Trabzon merkezinde bulunması hem de en eski kiliselerden birisi olmasından dolayı çok önemlidir. Küçük Ayvasıl Kilisesi restore edildikten sonra turizme olan ilgiyi üst noktalara taşıması beklenmektedir.

10. ÇAL MAĞARASI

Dünyanın en uzun ikinci mağarası olarak kabul edilen, rahat bir hava hareketi bulunduğu için astım ve sinüzit rahatsızlığı olanlara iyi geldiği belirtilen Çal Mağarası, içindeki sarkıt ve dikitlerden oluşan muhteşem doğal şekilleri, deresi, şelaleleri ve göletleri

Düzköy ilçesinin Çal beldesinde, deniz seviyesinden 1050 metre  yükseklikte bulunan, dışındaki doğal güzelliklerinin yanı sıra içindeki sarkıt ve  dikitleri ile göz kamaştıran Çal Mağarası, İl Özel İdaresi’nce ahşap yürüyüş yolu  ve ışıklandırma yapılarak 2003’te ziyarete açıldı. Trabzon’un Düzköy ilçesinde, deniz seviyesinden 1050 metre yükseklikte bulunan ve dışarısındaki doğal güzelliklerin yanı sıra içindeki sarkıt ve dikitleriyle dikkati çeken Çal Mağarası, yaklaşık 14 yıldır yöre turizmine hizmet ediyor. Dünyanın en uzun ikinci mağarası olarak kabul edilen Çal Mağarası, sarkıt ve dikitleri, zaman zaman 1,5 metre derinliğe ulaşan deresi, şelaleleri ve göletleriyle her geçen yıl artarak ziyaretçi akınına uğruyor.

Mağaranın içindeki yer altı nehrinin taşıdığı su mevsimsel olarak değişmektedir. Yağışlı mevsimlerde mağaranın içindeki suyun derinliği 50 cm.’ye kadar yükselirken, yaz aylarında bu seviye 25-30 cm.’ye kadar düşmektedir. Ayrıca mağaranın içinde, dış atmosfere dolinlerle olan irtibat nedeniyle, rahat bir hava hareketi vardır. Girişte kuru olan mağara atmosferinin nemi, iç kısımlarda bir miktar artmaktadır.

Mağara bugünkü sekline iki aşamada ulaşmıştır. Birinci aşamada yüzeyden sızan sular toprak zorunda ki Karbondioksiti bünyesine katarak asidik karakter kazanmaları sonucunda kireçtaşını daha fazla çözerek kırıkları genişletmiş ve bir yer altı su kanalı oluşmasını sağlamışlardır. İkinci aşamada ise bölgesel yükselmeye bağlı olarak mağara gelişimini sağlayan su akimi azalmış ve mağaranın gelişimi durmuştur. Bu dönemde başlangıçta daha yukarı kotlardaki düdenlerle bağlantılı olan su kanallarından sızan sular, yer yer sarkıt ve dikitleri oluşturmaya başlamıştır.

Çal Mağarası etrafı henüz gelişme aşamasında olduğu için çok fazla tesis bulunmuyor, fakat gezinizi tamamladıktan sonra mağaranın üst kısmında bulunan yerde çay içebilirsiniz. Mağaranın içi oldukça soğuk olduğu için gezerken kaybettiğiniz enerjinizi biraz olsun yerine getirmek için buna ihtiyaç duyacaksınız.

Trabzon’un Düzköy ilçesinde yer alan Çay Beldesi’nde bulunmaktadır. İlçede bulunduğu için arabanız ile gitmeniz daha olacaktır. Fakat yolun belli bir kısmından sonra büyük araçlar gidemeyeceği için küçük araçlar ya da servis aracılığı ile gitmelisiniz. Gideceğiniz yolu şu şekilde tarif edebiliriz; Karadeniz sahil yolundan ilerleyerek Akçaabat – Söğütlü köprüsünden dönün. Düzköy yoluna girdikten sonra yukarıya doğru düz ilerlediğinizde, bu yol sizi Çal Mağarası’na götürecektir. Grup halinde gelenler için buraya servisler mevcuttur. İlçeye gelen minibüsler bulunmakta fakat seferleri sıklıkla olmamaktadır.

Çal Mağarası için sabit fiyat bulunmaktadır. Kişi başına giriş ücreti; 7,5 TL’dir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here